Şimdi yükleniyor

M Treni – Patti Smith

M Treni - Patti Smith

Amerikalı Şair, Yazar ve Aktivist , Müzisyen, National Book Award sahibi Patti Smith, Punk kültürüyle yeraltı edebiyatı sınırları içerisinde değerlendirebilecek bir yazar. O, “Punk’ın Vaftiz Annesi” olarak da tanınır. Özgürlükçü, biraz isyancı, cinsiyetçi rolleri sorgulayan akıcı bir kalemi var. Onun, “M Treni” başlıklı kitabındaki “İncir Çekirdeği” başlıklı bir öyküden bir parça.

“Michigan”dayken Fred elini kahveve sürmediğinden, M yalnız bir içiçive dönüştüm. Annem bana kendisin dekinin benzeri, küçük bir cezve vermiști. Kırmızı Eight O’Clock kahve tenekesinin dibini kaşıkla oyup çıkardıkların: kahve makinesinin metal süzgeçine koyusunu kim bilir kaç defa izlemiştim… Ocağın başında sabırla beklerdi kahvenin demlenmesini. Mutfak masasında oturan annem: fincanından yükselen ve her zamanki o kırık kül tablasında duran sigarasından kıvrılan dumana karışan kahvenin dumanı. Üzerinde mavi çiçekli sabahlığıyla annem: benimkilerle bir örnek olan uzun, çıplak ayaklarına terlik giymeyen annem.

Patti Smith

Onun demliğinde kahvemi yaptım ve bir kart yazmak üzere sinekliğin yanındaki mutfak masasına geçtim. Işık düğmesinin yanında Albert Camus’nün bir fotoğrafı asılıydı. Genç Bogart misali ağzında sigarası, üzerinde kalın pardösüsüyle ○ klasik Camus fotoğrafıydı, oğlum Jackson’ın yaptığı kıl bir çerçevenin içindeydi. Yeşil sır kaplıydı ve iç kenarında ağzın açmış sınırlı bir robotunkileri andıran sivri dişler vardı. Cam yoktu ve yıllar içinde fotoğrafın rengi solmuștu. Fotoğrafı her gün görmek durumunda kalan oğlum. Camus’nun uzaklarda yaşayan bir amca olduğu izlenimine kapıldı. Bazen yazı yazar ken başımı kaldırıp Camus’ye bakardım. Gezmeyen bir gez gin hakkında yazdım. Tabaktaki iki gözle sembolize edilen Azize Lucy’yle aynı adı taşıyan kaçak bir kız hakkında yazdım. Ne zaman tavaya iki yumurta kırsam onu düşündüm.

St. Clair Nehri’ne dökülen bir kanalda, eski taș bir kır evinde yașadık. Yürüme mesafesinde tek bir kafe bile yoktu. Tek tesellim 7 Eleven’daki kahve makinesivdi. Cumartesi sabahları erken kalkar ve yaklaşık 400 metre yürüyüp 7 Eleven’a gider, büyük boy sade kahve ve șekerli donut alırdım, Sonra balık avı ve olta malzemeleri satan sade kireş badanalı bir dükkânın arkasındaki arsaya giderdim. Her ne kadar ora ya hiç gitmemiş olsam da bana Tanca’yı çağrıştırırdı. Alçak, beyaz duvarlarla çevrili köșede yere çökerdim. Gerçek zamanı ortadan kaldırırdı bu duvarlar; geçmişle geleceği birleștiren düz köprüde bașıboș dolașabilirdiniz dilediğinizce. Benim Fas’ım. Dilediğim her treni takip ettim. Yazmadan yazdım cinler ve dolandırıcılar ve efsanevi seyyahlar üzerine yazdım: kendi aylaklığım üizerine. Sonra eve yürürdüm, halimden memnun ve gündelik işlerime kaldığım yerden devam ederdim. Bugün bile, nihayet Tanca’ya gittikten sonra, hâlâ o yem dükkânının arkasındaki mekânım gerçek Fas gibi geliyor bana.

Michigan. Mistik zamanlardı. Küçük mutluluklar çağı. Bir ağacın dalında bir armut belirir, ayağımın ucuna düşer ve bana güç verirdi. $imdi ne bir ağacım ne bir yuvam ne de çamașır ipim var. Düzinelerce taslak var, gece yatağın ucundan düşüp de yere saçılmış. Duvara raptiyelenmiş, bitmemiş bir tuval ve mide bulandırıcı terebentin ile bezir yağı kokusunu bastırmaktan aciz bir okaliptüs kokusu var. Süpürgeliğin köșesini ve banyo lavabosunu lekeleyen ispiyoncu kadmiyum kırmızısı damlalar, fırçanın sıvışma anında duvarda oluşmuş benekler. Yașam alanına bir adım atıldığında işin, bir hayatın içinde ne kadar merkezi bir yer tuttuğunu insan hisseder. Yarısı boș, kâğıt kahve bardakları. Yarısı yenmiș deli sandviçler.

İçi tortulaşmış bir çorba kâsesi. Neșe ve ihmal var burada. Bir parça meskal. Biraz mastürbasyon, fakat çoğunlukla sadece iș, -Böyle yaşıyorum, diye geçiriyorum içimden…”

Patti Smith’in “M Treni” başlıklı kitabındaki “İncir Çekirdeği” başlıklı bir öyküden bir parça.

Domingo Yayınları, Çeviri: Seda Ersavcı, 4. Basım: Kasım 2015, sayfa 73-75.

Yorum gönder

error: Content is protected !!