Yeraltı Edebiyatında İz Bırakanlar
#Danny Boyle, #erol anar, #Irvine Welsh, #Long Blades, #Luiz Rebinski, #Rents, #Sick Boy, #Trainspotting, #Trainspotting roman, #Uzun Bıçaklar, #Yeraltı Edebiyatı, #Yeraltı edebiyatı kitapları, #Yeraltı edebiyatı örnekleri, #Yeraltı Edebiyatı Üzerine, #Yeraltı Edebiyatı Yazarları
yeraltıedebiyatı.com
0 Yorumlar
Sonsuza Kadar Bay Trainspotting
Luiz Rebinski
İskoç Yazar Irvine Welsh, bașlıca kitabına yeni nesillerin ilgisini ve aşırı sağcı bir politikacının ugradığı cinayeti ele alan son eseri “Long Blades (Uzun Bıçaklar)” hakkında konuşuyor.
Eğer “klasik” bir kitap, farklı nesillerdeki okuyucuların ilgisini çekmeye devam ediyorsa, iște Irvine Welsh’in ilk romanı ‘Trainspotting’ de bu yolda ilerliyor. 1993 yılında yayınlanan, Edinburgh banliyölerinden bir grup uyumsuz gencin hikâyesi, genç okuyucuları büyülemeye ve Welsh’in okuyucu kitlesini yenilemeye devam ediyor.
Otuz yıl sonra, Danny Boyle’un mükemmel film uyarlamasının da yardımıyla, Trainspotting, kapitalizm, hükümetler ve çok uluslu şirketlerin, -her şeyi ve herkesi şekillendiren internet ve beğeni kültürüyle beslenen-, giderek yoksullaşan ve “tüketici hayallerine” daha bağımlı hale gelen orta sınıfa aşıladıkları yaşamı sorgulaması açısından hâlâ büyük önem taşıyor.
Welsh’i ünlü yapan Trainspotting, onun en iyi kitabı değildir — yazar da Rascunho ile yaptığı bu röportajda bu görüşü doğrulamaktadır. Ona göre, Rent ve Sick Boy’un çetesinin kökenlerini anlatan geniş kapsamlı devam kitabı Skagboys, “her açıdan Trainspotting’den daha iyi bir kitap.”
Porno romanı ve Acid House, If You Liked School, You’ll Love Work ve Reheating Cabbage gibi ilham verici kısa öykü koleksiyonları gibi diğer kitaplar, Welsh’in “müzisyen olarak başarısız olduktan” sonra edebi kariyerini sağlamlaştırmasına yardımcı oldu.
Şimdi ise Yazar, aşırı sağcı bir İskoç politikacının acımasız cinayetiyle başlayan “Long Blades (Uzun Bıçaklar)” ile psikolojik gerilim romanlarına geri dönüyor. Söz konusu politikacı Ritchie Gulliver, son zamanlarda iktidarda olan radikal figürleri anımsatıyor.
Bu durum, Welsh’in homofobi, cinsiyet sorunları, göç, hatalı kamu politikaları ve çeşitli diğer konular hakkında konuşmasının da zeminini hazırlıyor. Kitap, Welsh’in okuyucularının çok sevdiği temalarla dolu: kültürel referanslar, uyuşturucular ve tuhaf olaylar… Gulliver’in testisleri, kitabın hemen başında koparılır. Hikâye, 2008 tarihli Crime romanında da yer alan polis memuru Ray Lennox’u konu alıyor. Lennox, Gulliver’ın cinayetini çözmeye çalışırken, bir yandan da kokain bağımlılığı ve çocuklukta maruz kaldığı istismarın travması gibi kişisel sorunlarıyla da mücadele ediyor.
Long Blades, 2024 yılında yayınlanmıș olan Lennox’un başrolünü oynadığı üçlemenin son bölümü olan Crime and Resolution arasındaki “köprü” niteliğindedir.
Welsh, çok sayıda roman yazmış üretken bir yazardır, ancak ilgi alanları edebiyatın çok ötesine geçer. Müzikle olan yakın ilişkisiyle tanınır (punk gruplarında yer almış ve şu anda DJ’lik yapmaktadır), boksu sever ve Edinburgh’un kuzeyindeki Leith’te bulunan Hibs takımına tutkuyla bağlıdır.

¦ Uzun Bıçaklar, yakın zamanda diziye uyarlanan Crime romanındaki karakterleri yeniden ele alıyor. Televizyon versiyonu sizi Dedektif Ray Lennox’a geri döndürdü mü, yoksa hikayenin yeniden canlandırılması zaten planlanmış mıydı?
Crime için TV senaryoları yazmakla, yazmaya daha fazla zaman ayırabildiğim karantina dönemi bir araya geldi. Kendimi tekrar Lennox’un dünyasına kaptırdım ve ona ne olduğunu öğrenmek istedim, bu yüzden Resolution adlı bir kitap yazdım. Kitap gelecek yıl yayınlanacak. Sonra Crime ve Resolution’ı Lennox’un yer aldığı başka bir romanla birleştirmek istedim ve Long Blades’i yazdım.
¦ Ritchie Gulliver, son zamanlarda aşırı sağcı söylemleriyle dünya sahnesine çıkan figürlere çok benzeyen bir politikacı. Brezilya’da son dört yıldır böyle birisi tarafından yönetiliyoruz. Trump ve Bolsonaro’nun düşüşüyle birlikte, sağcı radikal dalganın soğuduğunu düşünüyor musunuz?
Bence bizden sürekli çalan bu aptal narsist salaklardan bıktık artık, şimdi dikkatimizi küresel teknolojideki kötü niyetli milyarderlere ve aynı şeyi yapan küresel finans aktörlerine çevireceğiz. Sorun şu ki, post-demokratik bir çağda yaşıyoruz ve insanlar sermayenin gücü karşısında hiçbir inisiyatif alamıyorlar. Artık işleri değiştirmeleri için politikacılara bakmıyoruz, sadece bizi eğlendirmeleri için onlara bakıyoruz.
¦ Lennox’un yeğeni Fraser, transseksüel bir kadın ve durumu nedeniyle ailesinin direnişiyle yüzleşiyor. Hikâyenin bir diğer önemli karakteri olan akademisyen Lauren da transseksüel bir kadın. Cinsiyet meselesi ile ilgili olarak, şu anda daha fazla özgürlük olduğu bu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Seks, cinsiyet veya kimlikle ilgili olsun, her alanda daha fazla özgürlük olmasının olumlu bir şey olduğunu düşünüyorum. Sorun şu ki, her şey gibi, bu özgürlük de artık neoliberal bir ekonomik sistem ve insan sonrası bir teknolojik zorunluluk içinde işliyor.
¦ Uyuşturucular kitaplarınızda önemli bir tema. Ray Lennox, Long Blades’de ((Uzun Bıçaklar) kokain bağımlılığıyla mücadele ediyor. Peki kişisel olarak uyuşturucuların yasallaştırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
Kişisel görüşüm, uyuşturucuların yasadışı olmasının mantıklı olmadığı yönündedir. Toplumumuz, büyük ilaç şirketlerinin ürünlerinden sabah kahvemize kadar her şeyde uyuşturucu kullanımı ve bağımlılığı üzerine kuruludur.
¦ Kitapta “Şekerci” adında bir karakter var. O, hapishanede bulunan bir çocuk seri katili ve Lennox, politikacı Ritchie Gulliver’a karşı işlenen suçu çözmek için ondan yardım ister. Bu, Hannibal Lecter ve Thomas Harris’in Kuzuların Sessizliği romanına bir gönderme mi?
Baker korkunç bir karakterdir, Lennox’un istismara uğradığını fark eden bir çocuk tacizcisidir ve bu yüzden onunla akıl oyunları oynar. Lecter, Starling’e daha çok danışmanlık yapıp Buffalo Bill’i yakalamasına yardım ederken, Baker ise Lennox’un davalarını kapatmak için ihtiyaç duyduğu bilgilere sahiptir.
¦ Ritchie Gulliver’a karşı işlenen ilk suç, başka cinayetlere yol açar ve kitap boyunca olay örgüsü daha da karmaşık hale gelir. Bu hikâyeyi nasıl tasarladınız? Dedektif romanlarını sık sık okur musunuz? Bu türün sizi en çok çeken yanı nedir?
Suç türünün büyük bir hayranı değilim. Dedektifler veya polis prosedürleriyle ilgilenmiyorum. Ben daha çok sorunlu karakterler ve psikolojik gerilimlerle ilgileniyorum. Lennox’un polis olması sadece bir kurgu unsuru.
¦ Romanların yanısıra, Okulu sevdiyseniz, çalışmayı da seveceksiniz ve Lahanayı Tekrar Isıtmak gibi mükemmel kısa öykü koleksiyonları da yayınladınız. Kısa öyküler yazıyor musunuz? Bu türde yeni bir şey yayınlamayı planlıyor musunuz?
Kısa öykü yazmayı çok seviyorum, ama onlar her zaman büyüyüp romana dönüşüyor…
¦ Trainspotting 30 yaşına giriyor. Bu kitabı yazarken aklınızda ne vardı? Edebiyat kariyerine başlamak mıydı amacınız, yoksa tamamen “iddialı olmayan” bir şey miydi?
Hayır, müzisyen olarak başarısız olduktan sonra yazar olabileceğimi hiç düşünmemiştim. Yazmanın bana nasıl bu kadar kolay geldiğine şaşırdım. Bir yıl içinde iki kitap yayınladım ve farkına bile varmadan bir kariyerim olmuştu.
¦ Trainspotting, elbette, sizin en önemli kitabıniz oldu. Ama Sick Boy ve Rent’in grubunun yer aldığı romanlar arasında en sevdiğiniz hangisi?
Skagboys. Her açıdan Trainspotting’den daha iyi bir kitap.
¦ 1990’ların başında Trainspotting’i okuyanlar artık 60 yaşına yaklaşan “olgun” insanlar. Bu neslin nasıl yaşlandığını sık sık düşünür müsünüz?
Hayır. Temelde bunlar benim çağdaşlarım ve görebiliyorum ki hepimiz yaşlandık. Ama şimdi Trainspotting hayranları arasında farklı nesiller var. Etkinliklerde gördüğüm insanlar bunlar.
¦ Kitaplarınızdaki karakterler her zaman büyük ilgi çekiyor. Onlar, “gerçek hayatta” karşılaşabileceğimiz türden insanlar. Edebiyatınızda aradığınız şey, bildiğiniz hayatı kendi bakış açınızla aktarmak mı?
Evet, kurguda, insanların kitaplarda veya ekranlarda hiç görmedikleri, ama var olduklarını bildikleri karakterler olmasını seviyorum.
¦ Eskiden müzik gruplarında çalıyordun, şimdi ise DJ’lik yapıyorsun. Seni en çok etkileyen müzik türü hangisi, rock mı yoksa elektronik müzik mi?
Acid House ile ikinci dalga bir coșkuya kapıldım ve bu da kitaplarımin yazılmasına yol açtı, bu yüzden kesin olarak söyleyemem.
¦ Bu arada müzikten bahsetmişken, Sex Pistols gitaristi Steve Jones’un anılarından uyarlanan Danny Boyle’un (Pistol) filmini izlediniz mi?
Evet. Çok iyi. Gerçekten çok beğendim.
¦ Analog bir dünyada büyüdünüz. Bugün, önemli olan her şeyin internete taşındığı ve “beğeni” kültürünün hakim olduğu yeni hiperbağlantılı dünyayla nasıl bir ilişkiniz var?
Oldukça monoton ve anlamsız. Ama bence işleri hızlandırıp bunu atlatmalıyız ki tekrar daha ilginç bir şeye geçebilelim.
¦ YouTube’da arama yaparken, sizinle Martin Amis’in televizyonda İskoçya’nın bağımsızlığını tartıştığınız bir röportajla karșılaștım. Amis birkaç ay önce vefat etti. Onun kurgusal kitaplarını beğenir miydiniz?
Para’yı (Money) çok beğenmiştim. Yazar olmakla ilgili yazdıkları da hoșuma gitmiști.
¦ Brezilya’da en tanınmış İskoç futbol takımları Celtic ve Rangers’tır. Brezilyalı taraftarlara, taraftarı olduğunuz takım olan Hibernian’ı nasıl tanımlarsınız?
İskoç futbolunda yaşanabilecek en iyi deneyim, kușkusuz Easter Road stadyumunda oynanan bir iç saha maçıdır. Bölgede çok sayıda harika bar ve restoran var. Ve zeminde harika bir titreșim var. Oyuncular iyi oynamazlarsa, seyirciler hemen onlara sırt çeviriyor.
¦ Hayatınızla ilgili iki belgesel çekildiğini okudum. Bu belgeseller nasıl olacak? Ayrı projeler mi? Her birinin odak noktası ne olacak?
Evet, ikisi çok farklı. İlki daha çok çalışmalarımın ve onların etkisinin bir incelemesi, ikincisi ise çok daha kişisel, kim olduğumla ilgili.
Bu röportaj, Brezilya’da aylık olarak yayımlanan edebiyat dergisi Rascunho’nun 281. sayısında (Eylül 2023) yayımlanmıştır.
Portekizceden çeviren: Erol Anar
Bu konuyla ilgili başka bir yazıya buradan ulaşabilirsiniz.














Yorum gönder