Şimdi yükleniyor

Babam Önemsiz Bir Beat  Şairiydi /  James Abercrombie

beat

 THE SHORT STORY

Babam önemsiz bir beat şairiydi

Tüm hayatını harcadı

Bir iğnenin kafasında

city lights’ın köşesinde

babam önemsiz bir beat şairiydi

tanıdığı insanlar hakkında şiir yazıyordu

insanlar hiçbir zaman okumasınlar diye

bitmek bilmeyen kış gecelerinde

babam önemsiz bir beat şairiydi

öldüğü gün çok gençti

onu tanımak için hiç şansım olmadı

bunun yerine ona yazıyorum

II. İSİMSİZ

Bugün kız kardeşim aradı ve nasıl gittiğini sordu. Ona babam hakkında başka bir şiir daha

yazdığımı söyledim. Bir an sessiz kaldıktan sonra konuyu değiştirdi. O ve kocası

Louisiana’da Ponchatoula’da yaşıyorlar.

Çilek fabrikaları orada. Ponchatoula, Amerika’nın çilek merkezi. Bana havlardan bahsetti ve

sonra kapattı.

Babamı çok iyi anımsamıyorum ama onun şiirlerinden oluşan bir kitabım var. Bu yetersiz

koleksiyon on yıl önce Dört Mevsim Yayınları tarafından yayımlanmış. Ayrıca bir antolojide

de birkaç bir şeyi yayımlanmış – ondan da var.

Babam için yazdığım her şiirin başlığı “İsimsiz”. Onları nasıl tanımlamam gerektiğini

bilmiyorum.

III. SAN FRANCISCO, CALIFORNIA

Annem ölmeden şiir yazmaya başlamadım. Bir daha asla evlenmedi ve North Beach’de kaldı.

Burada arkadaşlarıyla ve birkaç yazarla kaldı – Lawrence Ferlinghetti gibi, ona “Spagetti

Amca” derdim.

Otuz yaşıma geldiğimde eski bir baba hakkında bir şiir yazdım. Onu babamın eski

daktilosunda yazdım, anneme bir şey söylemedim bununla ilgili. “Sanırım babanın yazdığına

dair her şeyi görebiliyorum” dedi bana.

“Bunu nasıl buldun?”

“Ben yazdım anne” dedim. Annem tek kelime etmedi. Sadece yürümeye başladı ve bir daha

hiç bununla ilgili konuşmadı.

V. RICHARD

Babam öldükten kısa bir süre sonra annem kız kardeşime taşındı ve ben North Beach’deki

ufak dairemizden çok da uzak olmayan, daha küçük ve ucuz bir yere gittim. Birkaç arkadaşı

taşınması için yardım etti. Bunlardan biri şair Richard Brautigan’dı.

Richard farklı görünen bir genç adamdı: 70 kilo, alçak omuzlu ve sarışın.

Oldukça sade ve utangaçtı. Hiçbir zaman yüksek sesle konuşmazdı ve bazen kız kardeşimle

sevimsiz davranışlar sergilediğimizde bizi uyarırdı ama ailemin çok az bir kısmı onun gibiydi.

Biz taşındıktan sonra Richard arada sırada annemi ziyarete gelmeye başladı. Küçük yeşil

mutfağımızda saatlerce oturup kahve içiyorlar, en son yazarların dedikodularını yapıyorlardı.

Richard’ın ziyaretinden önce annem her zaman sandviçleri hazır bulundururdu.

“Yeterince parası yok” demişti bir keresinde bana. Annem ona dikkat ederken onun sık sık aç

kaldığını düşünüp etkilenmiştim. İnsanlar Richard için bir şeyler yapmaya eğilimliydiler.

Geary sokağında yüzyılın tipilk dairelerinden birinde yalnız yaşıyordu. Richard ve karısı

Virginia ayrılmışlardı ve bazen kızını yanına almak istediğini söylüyordu. Richard

çocukluğundan ve nereden geldiğinden hiç bahsetmezdi. Çocukluğunda ona acı çektiren

tecavüz ve yoksulluğu o ölmeden öğrendim. Bunlar onun hayatının geri kalan kısmında

silinemeyeceklerdi.

Romancı Thomas McGuane Richard’ın “oyuncakları sadece kafasında olan” bir çocuk olarak

büyüdüğüne dikkat çekti.

1967 Ekim’inde “Amerika’da Alabalık Avı” adlı romanı yayımlandı ve tam olarak bir gecede

oldu. Karanlık kuşağın hippi şair sözcüsü olarak geldi. Şöhreti ve parası kıskanç arkadaşlarını

çileden çıkarttı, ama ona güvenenleri de hiçbi zaman unutmadı – annem gibi. Annem ve

Richard ile Enrico’da yediğimiz akşam yemeklerinin güzelliğini unutamam.

1975’de Richard’ın kariyeri büyük bir düşüş yapmaya başlamıştı. Bundan sonra zamanını

Bolinas ve Montana’daki evleri arasında böldü ve zamanını Japonya’da geçirmeye başladı.

Her zaman kontrolsüz bir içici olmuştu.

Annem o yıllarda öldü ama o cenaze törenine gelmedi. 1984 yılında, 49’unda intihar etti.

1935 – 1984

Kadıköy Underground Poetix, Sayı: 1, sayfa 74-77.

Bu konuda başka şiirlere buradan ulaşabilirsiniz.

Yorum gönder

error: Content is protected !!