Mehmet Kartal: Hayatım Harbiden Roman (1) / Halime Öcal Çoğulu
Hayatım Harbiden Roman, Mehmet Kartaľın çocukluğundan itibaren başından geçenleri anlattığı, kitabın arka kapağında, “Hayatım roman”, özellikle yaşamlarında sıradanlığın bir parça da olsa dışına çıkmış insanların sıkça kullandığı bir sözdür. Mehmet Kartaľın hayatı ise “harbiden” roman” biçiminde tanıtılan otobiyografik bir eseridir. Kartal ile ilgili en güvenilir bilgilere bu kitap aracılığı ile ulaşılmaktadır ve kitap șu şekilde özetlenebilir: Mehmet Kartal, 13 Şubat 1963 yılında Kırıkkale’de doğar, henüz 8 aylıkken babasını kaybeder. 1968 yılında annesi Almanya’ya işçi olarak gider ve Mehmet Kartal birbirlerine on beş dakika mesafede oturan babaanne ve anneanne ile birlikte yaşamaya bașlar. Zor ve sorunlu geçen günlerden sonra annesi onu Almanya’ya aldırır ve bir dönem orada yaşar. Ancak annesi tahmin ettiği gibi iyi şartlarda yaşamıyordur. Bir süre sonra onu, önce Holzen, sonra Bergen adlı yatılı okullara yerleştirirler. Kartal, ikinci okulda daha mutlu olur, çünkü orada yüzme, tenis, kayak, günlük yürüyüşler, futbol gibi aktiviteler vardır ve çocuklara çok iyi bakılmaktadır. Hayatının buraya kadar olan bölümünü yazar Eski Bir Hırsızın Anılarında, ironik üslubu ve sokak diliyle șöyle dile getirir:
Kırıkkale’nin bahçeli bir evinde dünya adlı gezegene kapak atmışım. Baba, acelesi olduğu için tez elden “Ahiretspor” demiş ve göçmüş. Anne hatun kadın Almanya postası olmuş. Şehir şehir akraba kamplarında kamp yapmışım. Çok zaman sonra Almanya hayatım başlar. Akraba kampları biter. Lakin yatılı okul kampları başlar. Yalnızlık kaderim olur. (5)
Ancak buradaki güzel günler çok da uzun sürmez, çünkü annesi evlenir ve onu da yanlarına alırlar. Mehmet Kartaľ’ın annesi ile sorunlu bir ilişkisi vardır; annesi ona yeterli sevgi ve şefkati göstermez, hatta zaman zaman șiddete başvurur. Yazar, bir yandan okula giderken bir yandan da küçük suçlar işlemeye başlamıştır. Bisiklet hırsızlığı, arkadaşlarından tehditle para almak, makinelerin camlarını kırıp sigara çalmak bunlardan bazılarıdır. Oğluyla baș edemeyen anne, son kozunu oynar ve onu ayda iki yüz mark vermek karşılığında bakması için Türkiye’ye dedesine gönderir. Mehmet Kartaľ’ın Türkiye günleri başlamıştır. Bundan sonra işleyeceği suçların haddi hesabı yoktur. Küçükken mahalle bakkallarının camını kırıp eğer bakkal sahibi para vermezse, bunu devamını yapmakla tehdit eden Kartal artık, büyümüştür ve köpek dövüştürmek, araba çalmak, kaliteli sigara kartonlarının içini adi sigara paketleri ile doldurmak gibi daha ciddi suçlara bulaşmaya başlamıştır. Hapishane ile küçük yaşta tanışır, ilk birkaç seferde henüz reşit olmadığı için sübyan koğuşunda yatar. Basit işlere girer çıkar ama hiçbir yerde tutunamaz. Onunla doğru dürüst ilgilenen ve ona sahip çıkan birileri olmadığı için bir müddet sonra sokaklarda yatıp kalkmaya başlar, zaten cezaevi ikinci adresi gibidir. Yazarın kendi dilince İstanbuľ’a geldikten sonraki yașamı Hayatım Harbiden Roman’da şöyle anlatılır:
İstanbuľ’a adım atmamla “Sepeti koluna herkes yoluna” derler. Sokaklar başlar; karanlık, dibi görünmez sokaklar. Hayallerin, umutların yerini gözyaşı alır. Mektuplar yazılır ama gönderecek kimseler nerdeee… Rancer kaleleri, nezaret mekânları Kafesliköy derken sonuna kadar sürecek kötü adam rolü başlar. Kötü geldik ya, hep kötü gitmeli. Kaderi kelek yazmışlar ya, hep kelek olmalı. “Lan ben böyle kaderin…” derim ve kaderimi yeniden çizerim.
Bir arkadaşının Ulusal adlı bir firmanın “Bant Kayıt Servisi’nde bulduğu iş sayesinde hayatı değişir çünkü dublaj sanatçıları, oyuncular, tiyatrocular ve onların yașamı Kartaľ’a yepyeni bir yaşamın kapılarını açar. Orada ayak işleriyle uğraşmaktadır, fakat oldukça mutludur; orada gördüğü insanlar gibi ünlü olma, tanınma, muhatap alınma hayalleri kurmaya başlar. Artık her türlü suçtan elini eteğini çekmek ve namusuyla yaşamak istemektedir. Çalıştığı yerden çıkartıldıktan sonra, Cihangir’de elektriksiz, susuz bir evde içki yerine ispirto içerek Șeytan Dönemeci adındaki ilk romanını yazar. Görüşmek için gittiğinde Altın Kitaplar yayınevinden Hüsnü Bey, Kartaľ’a, tanımadığı için kitabını basamayacaklarını, eğer varsa kendi parası ile bu kitabı bastırabileceğini, hatta en mantıklısı, bu sevdadan vazgeçmesini söyler. Ancak işin peşini bırakmayan Kartal, Adnan Özer’e ulaşır ve uzunca bir zaman sürse de onun yardımıyla ilk romanı basılır. Sonrasını Kartal, Hayatım Harbiden Roman’da şöyle anlatır:
Adnan Özer basın açısından da bana kıyaklar yaptı. Ỉlk röportajımı “Cezmi Ersöz” ile yaptım. O yıllar iyi satan “Filler Mezarlığı” adlı kitabın yazarı Zühtü Bayar’ın oğlu Atılgan Bayar ile de tanıştırdı beni Adnan Özer. Ve sonraki hafta “Aktüel” dergisinde dört sayfalık röportajım çıktı. Ardından gazete röportajları, radyo programları geldi. Nokta dergisinden “Ümit Bayazoğlu” ile iki sayfalık bir röportajım çıktı. Karanlık geçmişim sayesinde sayfalar dolusu röportaj yapar olmuştum. (241)
Mehmet Kartal, kısa aralıklarla altı tane roman yazar ve bastırır, ancak hayatı çok da değişmemiştir. Hâlâ günübirlik işlerde çalışmakta, kötü şartlarda yaşamaktadır. Tek değişen, artık suç işlemiyor olușudur. Sonrasında yönetmen Mahinur Engin, Kartaľ’ı, Zuhal Olcay’n bașrolünde oynadığı Ay Vakti adlı filmde oynatmak ister. Çizmeleri, yüzündeki yara izi, yarım parmak siyah deri eldivenleri ve farklı tipi ile yönetmenin tam aradığı kişidir. Böylece Mehmet Kartal, Ay Vakti filminde ve daha sonra Metin Kaçan’ın romanından sinemaya uyarlanan Ağır Roman filminde rol alır. Hiç dergisinde Doberman adıyla yazan Kartal, Öküz dergisinde ise “Racon” adlı sayfanın yazarı olur. Hayatı “harbiden” bir romana benzeyen yazar, 2001 yılında genç yaşta ölmüștür.
Mehmet Kartal’ın o zamanlar bu kadar popüler olmasının ve tanınmasının sebebi ortaya koydğu edebiyattan ziyade yașam tarzı ve yaşadığı hayatı içeriden tüm gerçekliği ile anlatabilmiş olmasıdır. Suçu izleyen ve gözlemlediğini yazan bir insan değildir Kartal, birebir suç dünyasının içinden gelmektedir ve birçok insanın cesaret edemeyeceği açıklıkta kaleme alır yaşadıklarını ve yaptıklarını. Türkiye’de Yeraltı edebiyatı türünün önde gelen eserlerinden biri olan roman, “karanlık ” dünyaları bu kadar net anlatması ve içeriden birisi tarafından yazılmış olması sebebiyle sadece Türkiye’de değil dünyada da eșine az rastlanır örneklerdendir. Yazarın, Şeytan Dönemeci, Kızıl Havuzlar Cehennemi, Köpek Kardeşler, Suçun Piçi, Hayatım Harbiden Roman ve Eski Bir Hırsızın Anıları adlarını taşıyan kitaplarının hepsi gerçek hayat hikâyelerini, yazarın yaşadığı, gördüğü, tanıklık ettiği olayları anlatır.
Devam edecek…
Not: Halime Öcal Çoğulu’nun, “Türkiye’de Yeraltı Edebiyatı’nın İzleri: Kanat Güner, Ayça Seren, Sibel Torunoğlu, Mehmet Kartal” bașlıklı tezinden kısa bir bölüm. (İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Karşılaştırmalı Edebiyat Yüksek Lisans Programı), 2010.



Yorum gönder