Şimdi yükleniyor

Yabancı – Albert Camus

Yabancı - Camus

“Hapse girdiğim zaman kemerimi, ayakkabımın bağcıklarını, kravatımı ve başta sigaralarım olmak üzere ceplerimde ne varsa hepsini almışlardı. Beni hücreye kapattıkları zaman bunları geri istedim. Yasak olduğunu söylediler. İlk günler çok sıkıntılı oldu. Bana en çok koyan buydu belki. Karyola diye kullandığım kerevetten küçük küçük tahta parçaları koparıp emiyordum. İçimde bütün gün dinmek bilmeyen bir bulantı vardı. Kimseye zararı dokunmayan bir şeyden ne diye yoksun bırakıldığımı anlayamıyordum. Sonraları, bunun da cezaya dahil olduğunu anladım. Ama o zaman, artık sigara içmemeye alışmıştım, bu da benim için ceza olmaktan çıkmıştı.

Bu sıkıntılar dışında pek mutsuz değildim. Yine bütün mesele, vakit geçirebilmekteydi. Belleğimi işletmesini öğrendiğim andan itibaren artık hiç canım sıkılmaz oldu. Bazen odamı düşünmeye başlıyor ve hayalimde bir köşeden kalkıp yine o köşeye dönüyor, yolumun üstündeki her şeyi bir bir zihnimden geçiriyordum. Başlangıçta bunu çabucak yapmaktaydım. Ama yeniden başladığım her sefer, bu biraz daha çok vakit alıyordu. Çünkü her mobilyayı hatırlıyordum, bunların her birinin içinde, üstünde neler bulunduğunu, bu şeylerin bütün ayrıntılarını ve ayrıntılardan bir kakmayı, bir çatlağı, kırık bir kenarı, bunların renklerini ve pürüzlerini hatırlıyordum.

Aynı zamanda da bu sayım işinin ucunu kaçırmamaya, her şeyi bir bir hatırlamaya çalışıyordum. Öyle ki, birkaç hafta sonra, sadece odamda bulunan şeyleri zihnimden saymakla saatler geçirebilecek hale gelmiştim. Böylelikle ne kadar çok düşünürsem, hafızamdan da yanlış bellemiş ya da unutmuş olduğum o kadar şey çıkarıyordum. O zaman şunu anladım ki, bir tek gün dışarıda yaşamış olan bir kimse, hiç zahmetsiz yüz sene hapiste kalabilir. Canının sıkılmaması için yeter derecede anıya sahip olmuştur artık. Bir bakıma, faydalı bir şeydi bu.

Sonra uyku da vardı. Başlangıçta geceleri bölük pörçük uyuyor, gündüzleriyse hiç uyuyamıyordum. Yavaş yavaş gece uykularım düzeldi, gündüzleri de uyuyabilmeye başladım. Hatta diyebilirim ki, son aylarda her gün on altı, on sekiz saat uyuyordum. O zaman yemeklerle, tabii ihtiyaçlarla, anılarla ve Çekoslovak’ın hikâyesiyle öldürecek altı saatim kalıyordu.

Ot şilteyle kerevetin arasında kumaşa hemen hemen yapışmış, sararıp şeffaf hale gelmiş bir eski gazete parçası bulmuştum. Gazetede, başı olmayan bir üçüncü sayfa vakası anlatılmaktaydı, olay Çekoslovakya’da geçmiş olmalıydı. Bir adam, para kazanmak için bir Çek köyünden kalkıp yola çıkmıştı. Yirmi beş yıl sonra zengin olmuş, karısı ve bir çocuğuyla beraber memlekete dönmüştü. Doğduğu köyde annesi, kız kardeşiyle beraber bir otel işletmekteydi. Adam onlara sürpriz olsun diye karısıyla çocuğunu başka bir otele bırakıp annesinin işlettiği otele gitmiş, fakat içeriye girdiğinde annesi onu tanımamıştı. Adam şaka olsun diye bir oda tutmuş. Sonra da cebindeki parayı göstermiş. Geceleyin, annesiyle kız kardeşi kafasına çekiçle vura vura adamcağızı öldürüp parasını çalmış, ölüsünü ırmağa atmışlar. Sabah karısı çıkagelmiş, işin içyüzünü bilmeden, yolcunun kim olduğunu onlara anlatmış. Bunun üzerine anne kendini asmış, kız kardeş bir kuyuda intihar etmişti. Bu hikâyeyi belki binlerce defa okudum. Bir yanıyla inanılmaz şeydi bu. Öbür yanıyla da doğaldı. Yolcunun bunu biraz hak ettiğini düşündüm, insan hiçbir zaman böyle şakalar yapmamalı.”

Yabancı - Albert Camus
Yabancı – Albert Camus

Albert Camus: “Yabancı”, Can Yayınları, 55. Basım: Mayıs 2016, İstanbul, Çeviri: Samih Tiryakioğlu, sayfa 74-75.

Yorum gönder

error: Content is protected !!