Şimdi yükleniyor

Yeraltı Edebiyatı Kitaplarından: 8 Kitap, 8 Alıntı

Yeraltı edebiyatı sözleri

“Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe. Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz. Sonra aradığınız tabak takımı. Sonra hayallerinizdeki yatak. Perdeler. Halılar.

Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. Bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.”

Chuck Palahniuk

(Dövüş Kulübü, Ayrıntı Yayınları, 26. Basım, İstanbul, Çeviri: Elif Özsayar, sayfa 45.)

“Ahlâki çöküntü konusunda söylevler verirken, pantolonunun fermuarını açmaya çalışan adam… İki eliyle alıp, şeyiyle veren adam… Kafasının içinde Aziz Paulus ve donunun içinde ağırlaşmış hayalar bulunan adam… onu iyi tanıyoruz! O, bizim benliğimizin unutmak istediğimiz parçası. Gönlümüzdeki faşist.”

    Ingvar Ambjörnsen

    (Beyaz Zenciler, Ayrıntı Yayınları, 10. Basım, İstanbul, Çeviri: Banu Gürsaler Syvertsen,

    Sayfa 98-99.)

    “Albay Sussex de kimdi? Herkes gibi sıçmak zorunda olan biri. Herkes sisteme uyup içine girebileceği bir kalıp bulmak zorundaydı. Doktor, avukat, asker – ne olduğu mühim değildi. Kalıbını bulduktan sonra ileri doğru gitmeye çalışıyordun. Sussex de herhangi biri kadar çaresizdi. Ya bir kalıp bulurdun kendine, ya da açlıktan ölürdün.”

      Charles Bukowski

      (Ekmek Arası, Metis Yayınları, Çeviri: Avi Pardo, Birinci Basım: Nisan 1995, İstanbul, sayfa 135.)

      “Bizi tek başımıza bırakın, elimizden kitapları alın o saat şaşkına döner, ne yana gideceğimizi, kimden yana çıkacağımızı, kimi sevip, kimden nefret edeceğimizi bilemeyiz. İnsan olmak, yani gerçek, kendi vücuduna sahip, kanlı canlı bir insan olmak dahi bize güç geliyor; bundan utanıyor, ayıp sayıyor, bildik, genel anlamda insan olmaya çabalıyoruz hep. Aslında biz ölü doğmuş yaratıklarız; zaten çoktandır canlı olmayan babalardan dünyaya geliyoruz ve bundan da gittikçe daha çok hoşlanıyoruz. Bundan zevk alıyoruz. Yakında bir kolayını bulup doğrudan doğruya fikir dölleri olarak dünyaya geleceğiz. Ama yeter bu kadar; daha fazla “Yeraltından” yazmak istemiyorum…”

        Fyodor Dostoyevski

        (Yeraltından Notlar, TİB Yayınları, 2019, İstanbul, Çeviri: Nihal Yalaza Taluy, sayfa 99.)

        “Huzursuzluğum, kendi içimde hem kurban hem de suçlu rolünü üstlenmemden ileri geliyormuş gibi görünüyor. Ne var ki, içimdeki kurbanı ve suçluyu geceleyin dışarıya çıkarıyor, fırlatıyor, bir yerde birbirlerine kavuşturuyorum ve sabaha doğru kurbanın ölümünü, suçlunun da zindana ya da giyotine gitmesine ramak kaldığını öğrenince, büyük heyecan duyuyorum.”

          Jean Genet

          (Hırsızın Günlüğü, 3. Basım 2004, İstanbul, Çeviri: Yaşar Avunç, sayfa 17.)

          “Koyun bunlar!” dedim. “Evet, koyun! Amerikan sisteminin kurbanlık koyunları, köleleri divorum sana! Teklifi altın tepside bile sunsalar bu fabrikada çalışmayı kabul etmem! Bu sisteme dahil olduğun anda ruhunu yitirirsin. Hayır, çok teşekkür ederim. Ruhunu yitirdikten sonra dünyaya sahip olsan ne fayda?

            John Fante

            (Los Angeles Yolu, Parantez Yayınları, 2004, Çeviri: Avi Pardo, sayfa 41.)

            “… bütün işlerde çuvalladığım gibi. Yine de, başarısızlık ya da başarı, nedir ki? Kimin s.kinde? Hepimiz oldukça kısa bir zaman dilimi içinde yaşar ve ölürüz. Budur hepsi; hikâyenin sonu.”

              Irvine Welsh

              (Trainspotting, Siren Yayınları, 2. Basım: Mart 2012, İstanbul, Çeviren: Avi Pardo, sayfa 130.)

              “Toplum sizi, yalnızca bir iş koparma ve bu işe bir kuduz köpek qibi sarılma yeteneğinize göre değerlendiriyordu. Aksi takdirde cılız bir budaladan, zavallı bir soysuzdan, bir tür deliden başka bir şey değildiniz. (.) Büyük bir enayi çoğunluğu buna zorluyor diye, yaşamını boşlukta kurmakla insan kendine daha büyük hangi yalanı söyleyebilir? Normal bir kişinin yönelmesi gereken tek şey, özgürlüktür, ömür boyu hapis değil; bugün işlerin onda dokuzu da sidik ve perişanlık kokan o rutubetli hapishanelerden daha beter. Yaşam sımsıkı kapanmayı isteyecek kadar korkunç değildir.”

                Philippe Djian

                (Eşiktekiler, Ayrıntı Yayınları, Çeviri: Yașar Avunç, 2001 İstanbul, sayfa 122.)

                Derleyen: Erol Anar

                Not: İmajı dreamina ai ile olușturdum.

                Yorum gönder

                error: Content is protected !!